Laz Yaylaları ulaşım zorluğu nedeniyle pek bilinen  bir bölge değil.Bu nedenle bu programda Laz yaylalarını keşfetmeye karar verdik.Hedefimiz Kaçkar Dağlarının uzantısı Altıparmak dağları eteklerinde bulunun Lazların Didigola dedikleri Büyük Yayla.
Önce araçla Tazikeri yaylasına ulaşıp oradan Maselevat Vadisine ineceğiz.Daha sonraKomati  Yaylasına doğru yükseleceğiz..Komatiden sona araç yolu yok.Ordan yürüyerek Eğrisu Buzul Gölüne çıkacağız.Laz Puarı (Laz Çeşmesi) denilen 2800 metrelik tepeyi aşıp Didigola’ya ulaşmayı planlıyoruz.Bu yolculuk planladığımız  gibi giderse 2 sürecek.
Rehberimiz Bülent Saraloğlu.Bülent aynı zamanda bu bölgeye düzenleyen Bukla’nın da sahibi.Geçen yıl Ayder Yaylası’nda eski bir pansiyonu restore ederek otele çevirdi.Artık müşterilerini kendi otelinde Bukla Oberj’de ağırlıyor.
Sabah erkenden Ayder’den ayrılıyoruz.Yolculuğun birinci bölümünü yol çok bozuk olduğu için Ünimok denilen yeşil renkli askeri araçtan bozma kamyonla yapacağız.Şoförümüz Mustafa’nın Didigola  Yaylasında evi var.Bu gezide asıl rehberimiz o.Yıllarca bu bölgede tur düzenleyen Bülent Saraloğlu da ilk defa bu rotayı deneyecek.Onun içinde  de yeni gezi rotaları için bir keşif gezisi olacak.
Mustafa bu aracı tamamen kendi imkanları ile yapmış,Araç bir Mercedes ama sadece çamurluğu orijinal. Geri kalan tüm parçalarını kendisi yapmış.Ancak bu araçta seyahat etmek hiçte kolay değil.Askeri araçlara benziyor.Arkası branda ile kaplı.Özellikle  taşlı bölgelerde dikkat etmeniz gerekiyor.Çünkü araçtan dışarı fırlamanız içten bile değil.Sıkı sıkıya tutunmalısınız..Ama yapacak bir şey yok.Gideceğimiz yere ancak bu araç bizi götürebilir.Altı yüksek olduğu için her yerden geçebiliyor.Yol hem bozuk hem de çok dar.Orman içinden geçerken ağaç dalları ayrı bir tehlike.Kafanızı dışarı çıkarmamanız gerekiyor.

Topluca Köyü
Zano yani Topluca köyünü geçtik.Sisin içinde yükselmeye devam ediyoruz.Birazda bulutların üstünde olacağız.Bulut tabakası kalın olmamasını umuyoruz.Bir saatlik bir yolculuktan sonra bulutların üstüne çıkıyoruz.Sonunda mavi gökyüzü görünüyor.Aracımızın dikiz aynasından baktığımızda bulut denizi içinde kalan fırtına vadisini görebiliyorum.
Bulutları geride bıraktık..Sonunda gökyüzü göründü..Yükselmeye devam ediyoruz..Birazdan bulut denizi üstüne çıkacağız.Bu manzarayı görmek için her yıl binlerce kişi doğu Karadeniz’e geliyor.

Tazikeri Yaylası
Tüm Karadenizi ve fırtına vadisini tepeden gören 1800 metredeki Tazikeri Yaylasına ulaşıyoruz.Manzara inanılmaz.Bir kaç ev dışında Tazikeri Yaylası boş.Çünkü burası genelde yukarı yaylalara  çıkış için kullanılan bir konaklama yeri .


Maselevat Vadisi
Tazikeri den Maselevat Vadisine iniyoruz.Burası keşfedilmemiş bir cennet.Aşağı indikçe yine sisin içine giriyoruz.Vadi oldukça sık ağaçlarla kaplı.Vadinin tabanında Maselevat kanyonu yer alıyor.Yaklaşık 10 km lik bir konyon.Kanyonun nasıl bir yer olduğu pek bilinmiyor.Çünkü bugüne kadar kimse içine girmemiş.Oldukça tehlikeli bir kanyon.
Çam ağaçların tepesinden  karakovanlar dikkat çekiyor.Kilosu 100 bin ytl yi bulan bu balı  ayılardan korumak  kovanlar 7-8 metrelik ağaçların tepesine konmuş.

Komati Yaylası
Uzun ,yorucu bir yolculuktan sonra akşam saatlerinde 1650 metredeki Komati yaylasına ulaşıyoruz.Bu yaylaya Didingola Yaylası’nın lojistik merkezi diye biliriz.Yaylacılar önce buraya gelip bir iki hafta kalıyor.Daha sonra Didigola’ya çıkıyor.Geceyi buradaki yayla evlerinden birinde geçireceğiz.Yaylada birkaç işçiden başka kimse yok.Önceden izin aldığımız bir yayla evinin kapısın açıp içeri giriyoruz.Yanımızda getirdiğimiz bir kaç parça domates,yayla evinde bulduğumuz yağ ve yumurtadan menemen yaparak muhteşem soframızı hazırlıyoruz...Aşçılığı Bülent üsleniyor.Lüks ışığı altında lezzetli yemeğin ardından dinlenmeye çekiliyoruz.
Sabah yayla evi yapan marangozların gürültüsü ile uyanıyoruz.Yol çıkma vakti.İlk hedefimizi 2400 metredeki Eğrisu Buzul Gölü.
Mustafa 4 saatte Didigola’da olacağımızı söylüyor.
Buradan sonra yol yok.Aracı bırakıp tırmanış başlıyoruz. Yol boyu dere ve şelaleler göreceğiz...İlkine yayla çıkışında rastlıyoruz...Bir tarafımız dere diğer tarafımız şelale..İkisinin arasında geçmek zorundayız..İnanılmaz bir manzara.Her taraftan sular akıyor..Türkiye kuraklıktan kırılırken biz geçiş için suyun olmadığı bir alan arıyoruz..
2 saatlik yürüyüşün sonunda karşımıza bir buzul tabakası çıkıyor. Çevresinden dolaşmak yerine üstünden geçmeyi tercih ediyoruz.Ağustos ayında kara ayak basmak çok eğlenceli.Ancak buzulun altından dere geçiyor.Bu nedenle dikkatli olmak gerekiyor.Buzul tabakası kalın gibi görünüyor ama her an kırılabilir.
Buzulu geçer geçmez yemyeşil renk renk çiçeklerle bezenmiş bir vadi ile karşılaşıyoruz.
Bahar bu dağlara yeni geliyor.Buzul tabakaları yen erimeye başladığı için bahar çiçekleri de yeni yeni açmaya başlamış.Ağustos ayında baharı yaşıyoruz.Zaten bu yükseklikte yıl boyu 3 mevsim yaşanıyor. Kış, bahar ve sonbahar.

Altıparmak Dağları
4 saattir yürüyoruz.2000 metreye ulaştık.Altıparmak dağları görünüyor ama hala Eğrisu gölünü göremiyoruz....Yaylaya ulaşmamız gerekirken hala yoldayız ortada bir problem var..Rehberimiz Mustafa’nın anlattığına göre 2 saat içinde gölde 4 saat içinde de Didingol yaylası’nda olmamız gerekiyordu.4 saattir yürüyoruz hala göle ulaşamadık.
Bu arada Puri adı verilen kan emici sineklerle mücadele ediyoruz.Isırdıkları yerden kan sızıyor.Hava çok sıcak.Küresel ısınma  Doğu Karadeniz’i bile etkilemiş.Nem oranı çok yüksek.Kan emen sineklerden korunmak için sıcağa rağmen pantolon ve uzun kollu tişörtler giymek zorunda kalıyoruz.Doğa Karadeniz belki de en sıcak yazını yaşıyor.Yağmur yağsa üzülmeyeceğiz.Sonunda Eğirsu gölünden dökülen selale göründü...Ancak şelaleyi aşmamız zaman alacak..
Şelalenin yanından tırmanıyoruz.Hava çok sıcak.
Şelalede susuzluğumuzu gidermeye çalışıyoruz.Ancak eriyen kar suyu susuzluğunu sandığınız kadar gidermeye yetmiyor.Çünkü içinde yeterince mineral yok.Bu nedenle pınar bulmak zorundayız.Devamlı su içmekten bir hal olduk.Öğlen yaylada olacağız diye yanımıza fazla yiyecek almadık.Akşam olmak üzere ortada yayla yok.8 saattir yoldayız.

Eğrisu Buzul Gölü
Sonunda  2300 metrede bulunan Eğrisu Buzul Gölünü vardık.
Buzun gölünün içi balık dolu.Zirvesi 3900 metreyi bulan Altıparmak dağları tam karşımızda.Bu bölgede 30 a yakın buzul gölü var,Eğrisu da bunlardan biri.Balık olduğu için balıklı göl olarak da biliniyor.Gölde yüzmek için küçük çaplı bir girişimde bulundum..Sadece 35 saniye kalabildim.Su o kadar soğuktu ki kendime gelmem yarım saat sürdü.
Önümüzde aşılması gereken 500 metrelik dik bir tepe var.Didingol bu tepenin araksındaymış.Gölde serinleyip dinlendikten sonra Laz Puarı denilen 2800 metrelik bu tepeye doğru tırmanmaya başlıyoruz..Akşam olmadan yaylada olmamız gerekiyor.Yorgunuz ve açız.Tepe çok dik.

Rehberin lazsa derdin var demek
Rehberimiz Mustafa bu yolu avcılardan öğrendiğini bize yeni söylüyor.O da ilk defa bu rotadan geliyormuş.Yaylanın bu tepenin arkasında olduğundan emin.Ama zamanı ayarlayamadığı için bizden özür diliyor.8 saat yürüdükten sonra yapacak bir şey yok.Ancak tepeye çıkan patika çok kaygan.Yavaş yavaş yükseliyoruz.Bir yandan Mustafa ya kızıyor diğer yandan tırmanmaya devam ediyoruz.Arada bir yaylanın orda olup olmadığından emin olmak istiyoruz,Çünkü onda da yanılırsa büyük bir problemimiz var demek.Ama Mustafa bu sefer emin.Sadece zamanlamayı ayarlayamamış.Çünkü bu rotayı yukardan aşağı inmiş.Aşağıdan yukarı çıkış zamanın bu nedenle tutturamamış..Eee laz rehberiniz olursa bu tür hataları göze alacaksınız.
Sonunda Laz Puarı’na 2800 metrelik tepeye ulaştık.Manzara muhteşem 3900 metrelik Altıparmak Dağları tam karışımızda.İnsan içine doğru çekiyor.
2800 metrelik tepeye ulaştık ama hala yaylayı göremiyoruz.Çünkü Lazların büyük yayla dediği Didigola bu tepenin altındaymış.Yani nerdeyse geldiğimiz kadar bir mesafe inmek zorundayız.O yorgunluk üzerine iniş tam bir ızdırap.Doğanın güzelliği yorgunluğumuzu almaya yetiyor.

Ve Didigola tam karışımızda….
Aşağıdan hayvan sesleri,çocuk koşuşturmaları,odun ateşinde pişen ekmek kokuları geliyor.
İnanılmaz bir yer.Yaylaya taş bir köprüden geçerek giriliyor.Yaylacıların hemen hepsi kendi aralarında Lazca diye etnik bir dil konuşuyor..Birazcık lazca bildiğim için konuşmalarını anlayabiliyorum.Birbirlerine kim bunlar, nerden geliyorlar,burada ne işleri var gibi sorular soruyorlar…Mustafa hepsine Türkçe olarak biz kim olduğumuzu anlatıyor.Lazlar kendi aralarında lazca konuşurlar ancak yabancıların yanında ayıp olur diye lazca konuşmazlar.
Misafirperver ,sıcak insanlar…Evlerin yapısı çok ilginç ..Evlerin ön cephesi ağaçtan yapılmış.Yan duvarlar taş.Maket ev gibi duruyorlar.Çok açız..Mustafa’nın annesi bize Mısır ekmeği,kırmızı pulu alabalık ve muhlamadan (erimiş peynir,mısır unu karışımı bir şey)oluşan bir mönü hazırlamış..Bir sobanın etrafında karnımızı doyuruyoruz..Hava çok soğuk..Yayla evlerinin hepsinin bacası tütüyor..Yemek sonrası sobanın etrafındaki sedire uzanıyoruz. O kadar yorulmuşuz ki çaylar hazırlanırken sızıp kalıyoruz.
Sabah odada garip bir gürültü ile uyanıyorum.Kameraman arkadaşım Serdal Taşkın’ın malzemeleri hazırladığını sandım.Ayağa kalktığımda gördüğüm manzaraya inanamadım.Kapı açık kalmış.Keçiler içeri girip biz eşyaları yemeye başlamışlar.Neyse olayı zararsız atlattık..

Çopuni Şelalesi
Taze süt,yumurta,bal ve kaşar peynirinden oluşan harika bir kahvaltının ardından Didigola’dan ayrılıyoruz..Bu sefer kestirme yolu kullanacağız.Hedefimiz bugüne çoğu kimsenin görmediği Çopuni şelalesi.
Önce Komati Yaylasına dönüyoruz.Aracımıza binip Maselevat Vadisi’ne iniyoruz.İki tepenin arasından akan Çopuni Şelalesi tam karşımızda.Ancak yol yok yürümemiz gerekiyor.Yaban mersini yiye yiye yürümeye başlıyoruz.Balta girmemiş orda zorlukla ilerleyerek şelaye ulaşıyoruz. Harika bir yer.Şelale yaklaşık 70-80 metre gibi bir mesafeden düşüyor.Bugüne kadar yukarı çıkan olmamış.Bir daha ki sefere tırmanma ekipmanları ile gelmek gerekecek.
Şelalenin düştüğü yerde küçük bir gölet oluşmuş. O gölette  yüzerek yorgunluğumuzu atıyoruz.
Eğer bu güzellikleri görmek istiyorsanız yerel turlarla gelin derim.Otobüs turları ile Karadeniz’in asıl güzelliklerini göremezsiniz.Yürümeden bu cennetin tadına varamazsınız.Bu konuda kendimi hep şanslı hissetmişimdir.