1955’e kadar Kıbrıslı Rumlar’ın "enosis" amaçlı eylemlerine sahne olan Kıbrıs’da, 1959 yılında Zürih ve Londra Konferansları’yla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temellerini oluşturan bir dizi anlaşmayı imzalandı..Geçen yıllar içinde Kıbrıslı Rumlar’ın "enosis ütopyası"na karşılık Türkler de kendi ütopyalarını üretmişlerdi.: "Taksim." Yani Adanın Türkiye ve Yunanistan arasında ikiye bölünmesi. Türkiye hiçbir zaman resmi olarak bu görüşü savunmasa da "taksim" el altında gerektiği zaman başvurulacak bir formül özelliğini yıllarca korudu. 1963’te Makarios’un Türkler’in haklarını sınırlandırmaya yönelik 13 maddelik anayasa değişikliği önerisi Türk tarafı ve Türkiye tarafından reddedilince Türkler’e yönelik saldırılar arttı. Türkler daha güvenli bölgelere çekilmeye ,kum torbalarıyla barikatlar oluşturmaya başladı.1964 ‘de BM adaya barış gücü gönderme kararı aldı.Barış gücünün adaya gelmesi ile iki toplum arasında 180 kilometrelik bir hat oluşturuldu.Zamanla kum torbalarının yerini yüksek duvarlar aldı.O tarihten bu yana ,ortaçağdan kalma bir Venedik kenti olan Lefkoşe bölünmüşlüğün bir simgesi haline geldi.Yeşil Hat adanın % 5 ini kapsıyor. Yeşil Hat duvarının ikiye böldüğü ev Yeşil Hat’tın bir kısmı Türk Barış Gücü bir kısımda Rum askerlerinin kontrolünde.Tam ortasında BM gücü var.Bu bölgeye hiçbir sivilin girişine izin verilmiyor.Adayı ortadan iki bölen hayalet bir bölge.. Ancak bu hayalet bölgede yaşayan siviller var.Üstelik öyle bir yerde yaşıyorlar ki çoğu Kıbrıslının bildiğini sanmıyorum. Yeşil Hat duvarı birbirine yapışık 2 binanın arasından geçiyor.Duvar evlerden birini Yeşil Hattın içinde bırakmış.Haberini yapacağımız Murtaş ailesi işte bu evde yaşıyor.Türk tarafındaki evin kapısında girip birinci kata çıkıyoruz.Sola dönüp baktığınızda duvarda büyük bir delik göze çarpıyor.İşte o delik Yeşil Hat’ta açılan kapı.O delikten içeri girdiğiniz anda Yeşil Hat içindesiniz.Yani yasak bölgede.Bu ev eskiden gazino olarak kullanılmış.Adı da Yeşil Gazino. Delikten içeri yasak bölgeye Delikten içeri girdiğinizde önünüzde upuzun bir koridor uzanıyor.Koridorun sağında ve solunda kapılar var. Kimi tek,kimi 2 yada 3 odalı.Bu binada yaşayanları hemen hemen hepsi Türkiye’den gelen Türkler.Birinci koridorda kimse bizimle konuşmuyor.İkinci koridora geçiyoruz.Birinci ve ikinci koridoru demir bir kapı ayırıyor.20 metre Yeşil Hat’tın içine girdik.5 metre sonra sola döndüğünüzde geniş bir avluya çıkıyorsunuz.Aşağıda askeri araçlar görünüyor.Teras gibi bir yer.Binanın burada bittiğini sanıyorsunuz ama solda bir kapı daha var.Kapının ardında tek oda olduğunu sanıyorsunuz.Kapı çaldığınızda o kapının ardında 3 üncü bir koridor olduğunu keşfediyorsunuz.Yaklaşık 40 metrelik bir koridor.Bize haberini yapacağımız evin oğlu Sedat Çuhadur karşılıyor.Bu evi 3 yıl önce, referandum için Kıbrıs’a geldiğimde tesadüfen bulmuştum.O zaman 1 dakikalık bir haber yapmıştım.O zaman ilerde daha geniş işlerim diye not defterime kaydetmiştim.O gün bugündür. Siperler
Koridor boyunca yine sağlı solu kapılar göze çarpıyor.Ancak bu koridorun tamamı Murtaş ailesine ait.Koridorun sonunda büyük bir balkon var.Balkonun etrafı barikat olarak kullanılan varillerle çevrilmiş.Savaş zamanı siper olarak konulan bu variller hala konulduğu gibi duruyor. Balkondan baktığınızda Rum tarafını rahatlıkla görüyorsunuz.10 metre önümüz Birleşmiş Milletler Kontrol Bölgesi.Devriye gezen Rum ve Türk askerlerini,BM gözcü kulübeleri tam karışımızda.Bu ev bataklığın üzerinde uzanan yarım kalmış bir köprü gibi.Ne aşağı inebiliyorsunuz, ne sağa ne sola ne de ileri gidebiliyorsunuz.Sadece geri gitme şansınız var.Dünyaya la tek bağlantıları bir az gönce girdiğimiz kapı.Aşağı bir şey düşürseniz almanız için askerden izin almanız gerekiyor.Karşı tarafa gelişi güzel el sallamanız bile sakıncalı.Rum askeri hemen nota gönderiyor. 75 yaşındaki Ayşe Murtaş çocukları ve torunlarıyla birlikte 9 yıldır Yeşil Hatta ki Yeşil Gazino adlı bu evde yaşıyor..Ancak 35 yıldır Kıbrıs’talar..Portakal toplamak için Osmaniye’den kalkıp buraya gelmişler.Bir daha geri dönmemişler..
- Ayşe Murtaş(75): Biz Osmaniye’ den geldik. Maraş doğumluyuz, 35 sene Osmaniye’de kaldık şimdi buralı olduk. Eve yazıldık verirlerse biz de kaçacağız..Buranın vatandaşıyız. Kimi verecek diyor kimi vermeyecek diyor. Bekliyoruz bu hurdaları.
- Selma Çuhadur(45)(Ayşe Murtaş’ın kızı): Annemler buraya Lefke’ye bağlı köye portakal toplamaya geldiler. Burayı istediler, kaldılar. Köyden Lefke ye indiler. Birkaç yıl çalıştılar. Babam hayvancılğa başladı. Mandıramız oldu 100-200 hayvan vardı. Sonra annemlerin arkasına kız kardeşimin düğününden 25 gün önce ben geldim. Ailem burda diye de geri dönmedim.
Ayşe Murtaş(75):. 4 kişi ile geldik. Utandım geri dönmeye. “Kıbrıs’a gittin adam olmadın” derler diye geri dönmedim. Ben burada kaldım. Valizini alan yürüdü arkamızdan. Aile gelince biz kaldık burada, gidemedik. Bunu burada gelin eğledik, bunlar burada törediler.
Ayşe Murtaş’ın eşi 3 yıl önce vefat temiş.35 yıl önce portakal toplamak için Osmaniye’den gelen Murtaş ailesi biraz para kazanınca Beşparmak Dağlarında hayvancılık yapmaya başlamışlar. Ayşe Murtaş ve eşi yaşları ilerleyince hayvancılığı bırakıp şehre inmeye karar vermişler.Ellerindeki para tapuda hurdalık olarak görülen bu evi almaya yetmiş.
- Serpil Yeşilbağlılar(36)(Ayşe Murtaş’ın kızı):Bu eve ilk geldiğimde pencereler tahta ve battaniye ile kapalıydı. Annem mendile koku sürüp burnumuzun önüne sürdü ki içerideki kokuyu almayalım diye. Burada yaşanmaz
dedim. Mecburduk bu evi almaya. Annemler yaşlanmıştı. Lefkoşe’de otursunlar istedik. Paramız buraya yetiyordu.Siperleri görünce ilk başta ürperdik ama annem sonra çiçekler ekti güzel gözüktü.
- Selma Çuhadur(45)(Ayşe Murtaş’ın kızı): Merdivenden çıkıyoruz, “ne kadar yüksek apartmanmış” dedim. Tam o sizin girdiğiniz kapıdan girdim şöyle bir hole baktım “baba, burası zaman tünelidir” dedim. “Burada insanlar yaşıyor mu” dedim. Sanıyorum bir filimdeyim. Kapıyı açtık içerisi zindan karanlık.O zaman askerle diyaloğumuz bu kadar sakin değidi. Her taraf tahta kaplıydı. Dışarıdan ışık bile girmiyor.
- Ayşe Murtaş(75):Komutanlara bu bidonları atalım dedim. “bu bidonlar sizin güvenliğiniz için gerekli, karşıdan biri çıkar tarar” dedi. Bizigeldiğimizde burada oturanlar ışık yakmıyordu, Biz Allaha şükür korkmadan yerleştik.
Eskisi gibi düşmalık kalmadı artık. Bir tek aşağı inmemiz yasak. İnersek de izin alarak iniyoruz.Bir şeyimiz düştüğünde komutana gidiyoruz yanımıza asker veriyor, öyle gidip alıp çıkıyoruz. Onlar talim yaparken rahatsız olmasınlar diye perdeleri kapıyoruz.
Kıbrıslı türk 80 yaşındaki Bediha Pire 40 yıldır burada, bir zamanlar gazino olan,Rumlarla Türklerin birlikte şarkı söyledikleri bu binada yaşıyor. Daha önce Muratağa’da oturuyormuş.Rum saldırılarında anne ve babasını kaybetmiş.Lefkoşe’ye gelip bu binaya yerleşmiş.O zamanlar bu binadan giriş ve çıkış yapılabiliyormuş.Ancak duvar örülünce evin kapısı yeşil hatta kalmış.Onlarda türk tarafından kalan binadan bu tarafa bir delik açarak yaşamlarını sürdürmüşler.
- Bediha Pire (80)(Kıbrıslı Türk 40 yıldır Yeşil Hatta yaşıyor): Eskiden handı burası. Eşek kollanırdı ekmek yapılırdı.Bizim kapı Rum tarafına bakıyordu.Askerler kurşun gelir diye o kapıyı kapadılar.Bu duvarı kırıp Türk tarafından bize güvenli bir yol açtılar.O gün bugün o duvardan gidip geliriz.Savaş dönemi herkes gitti bir tek ben kaldım.Gitmek istemedim.Nereye gideceğim.Silah atılırdı.Gece ışık açamazdık.
Yeşil Gazino ,Yeşil Hattaki Türk Barış Gücü kontrolündeki bölge içinde kalıyor.Evin BM kontrol bölgesine uzaklığı 20 metre var ya da yok.
- Ayşe Murtaş(75): Bir ara askerler geldiler. Burası hurdalık görünüyor dediler. Başka bir yer bakın dedi. Biz nereye bakacağız. Kaldık burada.Her komutan değişiminde burayı kendi zimmetlerine aldıkları için bir olay oluyor. Burası askeriye ait, depo görünüyor, sizin oturmanız yasaktır diyorlar ama dışarı da atmıyorlar.
Bu köhne yerde yaşamak hakikaten zor.İnsanlar tapuda hurdalık olarak görülen bu alanı yaşanır hale getirmeyi başarmışlar.Ancak bu şekilde daha ne kadar yaşayabilirler.Onlar aslında resmi olarak hiçbir yere kayıtlı değiller.Çünkü Yeşil Hattın ne dili,ne dini,ne bayrağı ne de şu aşamada bir geleceği var.Adanın % 5 ini kaplayan Yeşil Hat’tın tek sivil insanları onlar..Ama böyle yaşamaktan onlarda sıkılmış. Sedat Çuhadur 24 yaşında nakliye işinde çalışıyor.Yeni evlenmiş.Annesi Selma hanım bir odayı onlara tahsis etmiş.Aile büyüyor.Yeşil Gazino onlara artık dar geliyor.Amacı biraz para biriktirip ailesini Yeşil Hat’tan çıkarmak.
- Sedat(24)(Selma Çuhadur’un oğlu):
Güven..bu duvardan geçince ne hissediyorsunuz? Bakıyoruz çarşının içindeyiz, şen şakrak her taraf. Bu tünelden başka tarafa geçiyoruz, kendimi başka dünyadaymış gibi hissediyorum. Güven İslamoğlu: Bu duvarın bir gün kapanacağını hiç düşündün mü? Bence hep açık kalır.
Umarız bir gün Yeşil Gazino eskiden olduğu gibi Rumlarla Türklerin birlikte eğlenip yiyip içtikleri bir yer olur.
Bu sayfayı ziyaret eden
20456. kişisiniz.
Foto Galeri
|